Sene 2000; ben dört yıllık öğretmendim. Üçüncü sınıfı okutuyordum. Tayinim Suriye sınırına yakın bir köye çıkmıştı. Halk Arapça konuşuyordu. Sınıfımda Abdullah adında çelimsiz mi çelimsiz bir çocuk vardı. En kısa boylu öğrencimdi.

Annesi kuma gelmişti. Yaşadığı ilçede aileler pazara sebze ve meyve satmaya gelirlermiş. Bu arada da kızlarını soran olursa fiyatını söyleyip verirlermiş. Eğer dul ve çocuklu ise, fiyat düşermiş. Bunları bana Abdullah’ın annesi anlattı. O da dul ve çocuklu idi. Yani ucuza gitmişti. Çocuğu istenmediği için babasına verilmişti. Bunun karşılığında yeni kocası ona iki bilezik almıştı. Gözlerinden akan yaşlarla anlatıyordu bunları… İlk eş evin hanımı, kuma ise hizmetçiydi. Abdullah ikinci eşten olma çocuğuydu. Köye göre varlıklı sayılabilecek bir aileydi ama bu hiç belli olmuyordu.
(devamı…)

Anne Tavsiyesi

Genç kız ağlayarak eve geldi, kimseye gözükmeden doğru odasına çıktı. Annesi kızının geldiğini duymuş ve kızıyla konuşmak istemişti. Genç kız, ağlayarak yalnız kalmak istediğini söyledi. Annesi kızına ne olduğunu anlamış ve onu rahat bırakmıştı. Genç kız sevgilisinden ayrıldığı için ağlayordu. Ağlayarak uykuya daldı. Sabah uyandığında aynasına rujla annesi şunları yazmıştı: "Bugün seni yarım bırakmış insanlar için üzülüp ağlıyacağına, yarın seni düşünücek tam insanları düşün ve sevin." Genç kız bu yazıyı aynasından hiç silmedi. Taki onu düşünen insanı bulana kadar her sabah annesinin yazdığı bu yazıya baktı.

Page 1 of 11

WordPress'in desteğiyle. skD Theme